Gökçeada » GÖKÇEADA » Genel Bilgiler » Mimari ::

Gökçeada Mimarisi

Gök­çea­da’nın büyük bölümü sit alanı ­olduğu için yapılaşma kontrol altında tutuluyor. Mi­ma­ri pro­je­lerin ye­rel do­ku­ya uy­gun ola­rak hazırlanması gerekiyor.

Rum köy­le­ri mi­ma­ri açı­dan en dik­kat çe­ken yer­ler. Taş ev­ler, arnavut kaldırımlı sokaklar, ki­li­se­ler, ça­ma­şır­ha­ne­ler, kah­ve ve çe­şit­li dük­kan­la­rın top­lan­dı­ğı mey­dan­lar, köy­le­rin mi­ma­ri do­ku­su­nu oluş­tu­ru­yor. Rum ev­le­ri ge­nel­lik­le ada­dan çıkarılan do­ğal taş­lar­dan, top­ra­ğın harç ola­rak kul­la­nıl­ma­sıy­la (yığ­ma tek­ni­ği) in­şa edil­miş. Ba­zı ya­pı­lar­da harç­sız, ku­ru taş du­var tek­ni­ği­nin de us­ta­ca uy­gu­lan­dı­ğı gö­rü­lü­yor. Ahşap ve taşın bir arada kullanıldığı kagir evlere de rastlanıyor. Evlerin bahçelerinde mutlaka yine taştan yapılma ocaklar bulunuyor.
Dik­dört­gen plan­da ve ki­re­mit ça­tı­lı ola­rak in­şa edi­len ev­ler­de, ki­re­mit­le­rin üze­ri­ne rüz­gar­dan uç­ma­sın­lar di­ye ufak taş­lar diz­mek ada­ya öz­gü eski bir ge­le­nek.

Ge­nel­de av­lu­lu ve iki kat­lı olan ev­le­rin alt kat­la­rı, za­ma­nın­da hay­van­la­rın ısı­sın­dan ya­rar­lan­mak için hay­van da­mı ola­rak kullanılırmış. Rum­lar­da ya­şam, evin için­den çok ka­pı ön­le­rin­de, bağ ve bah­çe­ler­de geç­ti­ği için iç me­kan­la­ra faz­la önem ve­ril­me­miş. So­kak­lar iki yük­lü ka­tı­rın yan­ya­na ge­çe­bi­le­ce­ği me­sa­fe he­sa­ba ka­tı­la­rak dü­zen­len­miş. Her köy­de en az bir ça­ma­şır­ha­ne ve bir ki­li­se yer alı­yor. 20. yy’ın ba­şın­da ku­ru­lan okul ya­pı­la­rı­nın ge­nel­de ki­li­se­le­rin ya­nı­na in­şa edil­di­ği gö­rü­lü­yor.

Köylerdeki evler dışında dam de­nen kır ev­le­ri­ne rast­la­nı­yor ada üze­rin­de. Bun­lar ba­zen tek ba­şı­na ba­zen top­lu hal­de bu­lu­nu­yor­lar. Dam­lar, top­rak­la uğ­ra­şan köy­lü­le­rin ya­zın uzun sü­re kal­mak ve am­bar amaç­lı kul­lan­mak için in­şa et­tik­le­ri ba­sit ve il­kel ya­pı­lar. Günümüzde çoğu kullanılmıyor.

1947’den iti­ba­ren Ana­do­lu’dan göç eden Türk­ köylerine Gök­çea­da’da is­kan sağ­lan­mış. Bu­nun için fark­lı za­man­lar­da 5 köy in­şa edil­miş. Hep­si ay­nı tip olan köy ev­le­ri­nin mi­ma­ri­le­rin­de dik­kat çe­ki­ci bir özel­lik bu­lun­mu­yor. Son yıllarda bir çoğu pansiyon olarak kullanılıyor.

Ça­ma­şır­ha­ne­ler

Gökçeada su­yun he­nüz ev­le­rin için­de ak­ma­dı­ğı za­man­lar­dan kal­ma bir ça­ma­şır­ha­ne ge­le­ne­ğine sahip. Ça­ma­şır­ha­ne­ler, ça­ma­şır­la­rın top­lu hal­de yı­kan­dı­ğı yer­ler.

Es­ki­den Gök­çea­da’da her kö­yün özel ça­ma­şır yı­ka­ma gü­nü olur­muş. Kö­yün ka­dın­la­rı­ ev­den ge­tir­dik­le­ri yi­ye­cek­ler­le pik­nik ha­va­sı­nda ge­çi­rirlermiş bu günü.

Ge­nel­de çeş­me­le­rin olduğu yerlere in­şa edi­len ça­ma­şır­ha­ne­ler, üs­tü ah­şap ça­tı­lı, kapısız, basit ya­pı­lar. İç­le­rinde ocak­lar, su ka­nal­la­rı ve çamaşırın üzerinde dövüldüğü yekpare taşlar bu­lu­nu­yor. Ba­zı köy­ler­de sa­yı­la­rı bir­den faz­la olup çok bü­yük­le­ri­ne de rast­la­nı­yor. En büyüğü Dereköy’de yer alıyor.

Ma­nas­tır­lar

Gökçeada dini yapılarının çokluğu açısında dikkat çekiyor. Halk ara­sın­da ma­nas­tır denilen ufak kiliseler, bir da­ğın te­pe­sin­de, bakir bir koy­da ve­ya or­ma­nın or­ta­sın­da birdenbire kar­şı­nı­za çı­ka­bi­li­yor.  Zamanında Katolik baskısına uğrayan adalı Ortodoks Rumların, ibadetlerini rahatça sürdürmek için manastırları böyle ıssız noktalara kurdukları düşünülüyor.
Ma­nas­tır­lar sa­de, ufak ve genelde beyaza boyalı oluyor. Mi­ma­ri açı­dan bir­bir­le­ri­ne ben­zi­yorlar. İç­le­rin­de sa­de­ce İsa ve Mer­yem Ana iko­na­la­rı, tah­ta otur­ma sı­ra­la­rı bu­lu­nu­yor.
Ma­nas­tır­lar, çe­şit­li teh­li­ke­ler­den ko­run­mak ya da be­re­ket ge­tir­me­si ama­cıy­la fark­lı aziz­ler adı­na ya­pı­lı­yor. Şah­sa ait ol­duk­la­rı için ka­pı­la­rı ki­lit­le­ri tu­tu­lu­yor. Her ma­nas­tır­dan so­rum­lu bir ai­le bu­lu­nu­yor. Ma­nas­tı­rın te­miz­lik ve ba­kım iş­le­riy­le on­lar il­gi­le­ni­yor.
Gök­çea­da’da toplam 360 ki­li­se ve ma­nas­tır bu­lun­du­ğu ve bun­lar­dan sa­de­ce 7 ki­li­se ve 50 ma­nas­tırın günümüde kul­la­nı­ldığı söyleniyor.