Gökçeada Anıları
Alexandra ile Bayram Günü - Seda POYRAZ
Seda POYRAZ
poyrazseda@gmail.com
Günlük ağaçlarıyla düşüncemde yer eden 1960′ların İmroz’unda,ilkokul arkadaşım Alexandra ile kalktığımız bir bayram sabahındakibuluşmamız ve günler öncesinden özenle hazırlanan bayramlıklarımızlaçıktığımız tur geliyor bugün aklıma…
Alexandra’nın bayramı değil ama o da benim kadar mutlu, özenli,heyecanlı. Bayram ziyaret turu güzergahımızı izleyerek çaldığımızkapıların her açılışında, merakımız had safhada… Acaba, ev sahibibüyüğümüz bize özel hazırlanmış oyalı dantel işlemeli, desenli mendilmi, şeker mi yoksa harçlık mı verecek?.. Çocukluktan başlayan paranıngüçlü sihriyle, harçlığı tercih eder, mutlak topladığımızharçlıklarımızla önce çarşıdaki pastaneye “revani” yemeye koşar,ardından sinemada Türkan Şoray’lı, Aliki Vuyuklaki’li filmlerinduygusallığında doyumsuz mutluluk yaşardık. Özellikle öğleden sonralarıtıka basa dolu olan salonda film izlerken, bize eşlik eden ayçekirdeklerimiz de olurdu hep…
Evlerimize döndüğümüzde, kalabalık misafir gruplarından da mutlakharçlıklarımızı alırdık. Bir odada en güzel giysileriyle toplanançocuklar, bayram için hazırlanan özel sofralar, ikramlar veceplerindeki madeni paralarla büyülü bir dünyada yaşardık. O günlerdealdığım madeni 2.5 lirayı hiç unutamam, sarı kuruşlara göre öyledeğerliydi ki.. Ve bir de kırmızı rugan ayakkabılarımı…
Gökçeada, 1960′lı yıllarda, daha çok İmroz olarak anılırdı. BabamKenan Poyraz, Ada’nın tabur komutanı, Alexandra’nın babası ise BelediyeBaşkanı’ydı. Geleneksel bayramlarımızı birlikte kutlar, resmibayramlarda Ada’nın iki resmi temsilcisi olarak babalarımız, Türk veRum’ların doldurduğu Meydan’da halkı birlikte selamlardı…
Babamın tayiniyle birlikte Alexandra’yı Ada’da bıraktık ve bir dahaondan hiç haber alamadım. Ada’daki Rum’lar zaman içinde ülkelerinedöndüler. Bazıları ise, iskeleden bir çırpıda yüzüp ulaşabilecekmişgibi yakın görünen Samotraki Adası’na gittiler…
Sevgili arkadaşım Serap Girgin Baykal’ın emekleri ve genel yayın yönetmenliğinde digital medyaya kazandırmış olduğu abvizyonu.comweb sitesindeki ilk yazım, bayram gününe denk gelince, çocukluğumunİmroz’undan, Rum arkadaşlarımdan Alexandra ile bir bayram gününü, tümdoğallığı ve gerçekliğiyle sizlere aktarmak istedim. Dün’den Bugüne,yani Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve Türkiye’nin AvrupaBirliği serüveninde baş aktörler olan iki ülkenin çocuklarınınbirbirlerine olan sevgisinin yaşanmış bir örneği olarak…
O günlerden sonra iki ülke arasında önemli boyutlarda yaşanangerginlik ve krizler, daha sonra işadamlarının da devreye girmesiyleuzatılan zeytin dallarına dönüştü. Küreselliğin itici etkisiyle artıkbanka ve şirketler her iki ülkede entegre olabiliyorlar.
Peki ya gelecek derseniz?
Bize göre her an için belirsizliğini koruyor;
nadir zamanlar dışında sisler içinde görünen Gökçeada ve Samotraki gibi…
"Alexandra ile Bayram Günü - Seda POYRAZ" 1503 defa görüntülenmiştir
Alexandra'sız Gökçeada - Seda POYRAZ
Ada’ların ayrı bir gizemi ve aynı zamanda gerçekliği var… Sakin görüntüsüyle duygulu, kabardığında korkutucu olabilen; denizin dibine kök salmış küçük bir kara parçasında, tarihinin geçiş dönemine çocukcada olsa tanıklık ederek yaşamış olmanın bir şans olduğunu düşünmüştüm hep...
|
Alexandra ile Bayram Günü - Seda POYRAZGünlük ağaçlarıyla düşüncemde yer eden 1960′ların İmroz’unda, ilkokul
arkadaşım Alexandra ile kalktığımız bir bayram sabahındaki buluşmamız
ve günler öncesinden özenle hazırlanan bayramlıklarımızla çıktığımız
tur geliyor bugün aklıma…
|




nerede kalınır
nerede yenilir-içilir
ne yapılır ne alınır






